oyunlar

Fragman


PÜF NOKTASI


Yazan : Necip Fazıl Kısakürek Yöneten : Murat Atak

Oyun Tarihleri :


Özet


“PÜF NOKTASI”

Eser, başkahraman pozisyonundaki Recep Kafdağlı’nın kendisini asmaya çalıştığı sahneyle başlamaktadır. Arkadaşları Ressam ve Müzisyen onun bu hâlini görünce çok şaşırırlar; ancak biraz da bekledikleri bir durumdur bu. Çünkü Recep hayattan bezmiştir ve ölmeyi istemektedir. Ressam ve Müzisyen, Recep’i ipten indirmeye çalışırken birden onun ölmediğini fark ederler. İpin sarkan kısmının ucundaki kanca Recep’i belinden yakalamış ve onu kurtarmıştır. Tabii arkadaşları bunun kesinlikle planlı bir şey olduğunu, Recep’in kendilerini aldatmak istediğini düşünürler. Tepkilerini gösterir ve onu ipten indirmezler. Daha sonra yine bir başka arkadaşı Sîret Mesâil gelir ve onu ipten indirir. Ancak o da Recep’in bunu planlı yaptığını düşünmektedir. Hepsi bir arada iken Recep, hayattan bezdiğini, ölmek istediğini ancak bunu bir türlü başaramadığını, bundan dolayı da intihar etmeye teşebbüs ettiğini söyler. Silahı, ilacı, hatta kendisini arabaların önüne atmayı dahi denemiştir; ama olmamıştır, ölememiştir. Kafdağlı’nın bu kararlılığı üzerine Sîret ona kesin bir ölüm yolu gösterir. Tophanede kahvesi olan Efe adında bir kabadayı vardır. Oraya gideceklerdir, Recep, kabadayının kafasından hiç çıkarmadığı kasketini alıp yere atacak, ona meydan okuyacak, bunun üzerine de Efe sinirlenecek, orada Recep’i bıçaklayacak ve öldürecektir.
Kafdağlı’nın arkadaşları kahveye giderek Efe’yle tanışırlar. Efe, onların hâllerindeki garipliği sezmiştir. Tam bu sırada Recep gelir ve Efe’nin kim olduğunu sorar. Onun hakkında ileri geri laf eder. Maksadı onu sinirlendirip kendisine saldırmasını sağlamaktır. Ancak Efe, kendisinden hiç beklenmeyecek bir şey yapar. Bıçağını yere atar, Recep’in karşısında iki büklüm bir vaziyette, ağlayan bir sesle yalvarır. Herkes hayret içindedir. Recep yine ölememiştir.
Efe’nin dize gelmesi Recep’e bir şeyi öğretir: “Kendisini güçlü görenin karşısında ondan daha güçlü görünmek.” Recep bundan sonra hayatın sırrını çözdüğünü düşünür. Artık “öl”mek yerine “ol”mak için çalışmaya karar verir ve bunu hayatın “püf noktası” olarak görür. Her şeyin püf noktasını yakalamaya karar verir. Püf noktalarını yakalayacak, yükselecek ve sahteliklerle, yapmacıklarla dolu bu cemiyete hükmedecektir.
Recep, Efe’yi de yanına yardımcı olarak alır ve siyasetle ilgilenmeye başlar. Partinin paraya ihtiyacı vardır. Bir gün gazetede çıkan bir haber üzerine banka temsilcileri, Recep’e ait olan Çözüm İş Bürosuna gelir ve ondan yardım isterler. Bu arada Recep partinin genel başkanına paravanın arkasına saklanarak kendisini izlemesini söyler.
Recep, banka temsilcileri ile konuşur. Onlar bu haberin devamının yayımlanmamasını, aksi takdirde halkın bunu ciddiye alması üzerine iflasa kadar gidebileceklerini söylerler. O, sakin bir şekilde konuşmaya başlar. Daha sonra yavaş yavaş onların hatalarını yüzlerine vurur; suçlarının delillerini ortaya koyar. Köşeye sıkışan banka temsilcileri Recep’le maddi anlamda bir uzlaşmaya vararak işi hallederler. Oradan ayrılırken Recep üzerlerindeki ses kayıt cihazlarını bırakmalarını ister. Onlar çıkınca Recep, gazete patronunu arar ve o haberin yayımlanmasını engeller. Paravanın arkasından çıkan genel başkan şaşkındır. Ancak Recep’in sayesinde parti için gereken para elde edilmiştir.
Recep yaptıklarıyla çok ünlü olmuş ve artık hiçbir maddi kaygı-sı kalmamıştır. Ancak bunlar onu mutlu etmeye yetmez. Onun hayal ettikleri bunlar değildir.
Recep bir gün etkili bir sabah ezanının sesiyle uyanır. Camiye gider. Orada musalla taşının yanında yüzü ve kılığı belirsiz bir ihtiyar vardır. İhtiyar, Recep’e tacını, tahtını bırakıp derviş olan, İbrahim Ethem’in hikâyesini anlatır. Recep’e döner ve “Oğlum! Allah seni bu iş için yaratmadı.” der. Bu sözün üstüne Recep neye uğradığını şaşırır. Başkalarının püf noktalarını ararken kendi püf noktasından vurulmuştur.
Bu olaydan sonra Recep, elde ettiği her şeyi geride bırakır ve eski bohem hayatına, arkadaşlarının yanına döner.
Püf Noktası, toplumsal bir ironidir. Recep Kafdağlı’nın yaşadıkları, içinde bulunduğu toplumun çarpıklıklarını, mübalağalı bir dille gözler önüne sermektedir. Gazete patronu, banka temsilcileri, parti genel başkanı, bu olumsuz eleştiriden en fazla nasibini alanlardır.
Necip Fazıl, tiyatroyu bir vaaz kürsüsü olarak görmektedir. Bu düşünceden hareketle Püf Noktası’nı, diğer tiyatro eserlerinde olduğu gibi, tez kaygısı güderek yazdığı rahatlıkla söylenebilir. O, sanatı, davasını muvaffak kılmak için bir araç olarak kullanmıştır. Çok fazla toplumsal mesaj içeren eserde siyasetçisinden ressamına kadar toplumun birçok kesimine göndermeler yapılmış; toplumdaki çarpıklıklar gösterilmeye çalışılmıştır.
Püf Noktası, çok sayıda otobiyografik unsur içermektedir. Necip Fazıl da şair Recep Kafdağlı gibi bir dönem bohem hayat yaşamıştır. Eserdeki şair de karşılaştığı bir ihtiyarın sözlerinden etkilenerek sahteliklerle dolu hayatını geride bırakmıştır. Bu, bize, tacını tahtını bırakıp derviş olan İbrahim Ethem’in hikâyesini de hatırlatır. Ancak şairin hayatındaki dönüşüm, ne Necip Fazıl, ne de İbrahim Ethem’in hayatındaki değişiklik kadar manevi bir nitelik taşır. O, yaşadığı hayatın sahteliğini fark ederek eski bohem hayatına ironik bir şekilde dönmüştür.
Eserin en önemli mesajı, “Ya ol; ya öl!”dür. Recep eser boyunca “ol”makla “öl”mek arasında gidip gelir. “Ol”mak kolay olandır; ancak bu defa da zihnindeki çatışmalar son bulmaz. “Ol”mak ona arzuladığı hayatı sunmayacaktır; fakat “öl”meyi başaramayınca çaresiz “ol”mayı dener. Bu denemenin sonucunda ise Recep, “ol”maktan mutlu olamaz.
Bilet Al

Fotoğraflar